Yenileniyor
  • Adana
  • Adıyaman
  • Afyon
  • Ağrı
  • Amasya
  • Ankara
  • Antalya
  • Artvin
  • Aydın
  • Balıkesir
  • Bilecik
  • Bingöl
  • Bitlis
  • Bolu
  • Burdur
  • Bursa
  • Çanakkale
  • Çankırı
  • Çorum
  • Denizli
  • Diyarbakır
  • Edirne
  • Elazığ
  • Erzincan
  • Erzurum
  • Eskişehir
  • Gaziantep
  • Giresun
  • Gümüşhane
  • Hakkari
  • Hatay
  • Isparta
  • Mersin
  • İstanbul
  • İzmir
  • Kars
  • Kastamonu
  • Kayseri
  • Kırklareli
  • Kırşehir
  • Kocaeli
  • Konya
  • Kütahya
  • Malatya
  • Manisa
  • K.Maraş
  • Mardin
  • Muğla
  • Muş
  • Nevşehir
  • Niğde
  • Ordu
  • Rize
  • Sakarya
  • Samsun
  • Siirt
  • Sinop
  • Sivas
  • Tekirdağ
  • Tokat
  • Trabzon
  • Tunceli
  • Şanlıurfa
  • Uşak
  • Van
  • Yozgat
  • Zonguldak
  • Aksaray
  • Bayburt
  • Karaman
  • Kırıkkale
  • Batman
  • Şırnak
  • Bartın
  • Ardahan
  • Iğdır
  • Yalova
  • Karabük
  • Kilis
  • Osmaniye
  • Düzce
%0,11
BIST 2,008
%0,04
Dolar 13.85
%0,19
Euro 15.67
%0,55
Altın 797.98

Muhammet Kaynar “Kanal İstanbul’un tüm yetkisi Türkiye Cumhuriyetine ait”

22 defa okundu kategorisinde, 14 Oca 2022 - 14:24 tarihinde yayınlandı
Muhammet Kaynar “Kanal İstanbul’un tüm yetkisi Türkiye Cumhuriyetine ait”


Türkiye’nin Boğazlarda can ve seyir güvenliğinin sağlanması için taraf olduğu uluslararası sözleşmelerden birinin de Uluslararası Can Güvenliği Sözleşmesi (SOLAS) olduğunu hatırlatan Kaynar, sözleşmenin tarafı olarak gemilerin sözleşmeye uygun olup olmadığını ve sertifikalarının kontrol edebileceğini söyledi.


Söz konusu kontrolün Montrö Boğazlar Sözleşmesi’nde yer alan ulaşım özgürlüğüne aykırı gibi göründüğünü ancak müsaade de ettiğini belirten Kaynar, sonuç olarak Montrö Boğazlar Sözleşmesi ile günümüzün şartları kıyaslandığında Boğazlardaki trafik yoğunluğunun, tehlikeli yük taşımacılığının, gemilerin boyutlarının ve çevresel tehlikelerin arttığının da bir gerçek olduğunu vurguladı.


Kanal İstanbul Projesi’nin, boğazda oluşan gemi geçişinden kaynaklı tehlikelerin azaltılması ve kültürel mirasın korunması amacıyla İstanbul Boğazına alternatif geçiş oluşturması için  yapıldığını altını çizen Muhammet Kaynar, boğazlardan geçişin düzenlendiği Montrö Boğazlar Sözleşmesi’nde kanalın inşasına da herhangi bir engelin bulunmadığını söyledi.


“YETKİ TAMAMEN TÜRKİYE CUMHURİYETİNE AİT”


Kanal İstanbul’un dünyada yer alan diğer kanallar ile karşılaştırıldığında coğrafi açıdan kendine özgü ve benzeri olmayan bir kanal olacağını ifade eden Kaynar, “Tamamıyla Türkiye’nin egemenliği altındaki topraklarda inşa edilecek bu kanala; Süveyş Kanalı, Panama Kanalı ve Kiel Kanalı gibi uluslararası statü kazandırılabileceği gibi, Korint Kanalı gibi ulusal kanal statüsü de kazandırılabilir. Bu konuda yetki tamamen Türkiye Cumhuriyeti’ne aittir.” dedi.


Türk Boğazlarının geçiş rejiminin, Montrö Boğazlar Sözleşmesi ile belirlenen özel geçiş rejimine tabi olduğunun altını çizen Kaynar, boğazları kullanan gemilerin Montrö Sözleşmesindeki geçiş hakkını ortadan kaldırmadan alınacak önlemlerle, Kanal İstanbul’u kullanmaya teşvik edici yöntemler uygulanabileceğini söyledi.


KANAL İSTANBUL’U KULLANMAYA YÖNELTECEK ERGUMANLARI SIRALADI


Kaynar, çevre kirliliği, geçiş ücreti, gemi tonaj sınırlamasına yönelik uygulamalar, trafik düzenine ilişkin düzenlemeler, tarihi kültürel dokunun korunmasına yönelik önlemleri de İstanbul Boğazı yerine Kanal İstanbul’u kullanmaya yöneltecek argümanlar olarak sıraladı.


Türk Boğazlarının dünyanın en yoğun boğazlarından biri olduğunu, yoğunluğun yol açtığı sıkıntıların uluslararası kamuoyunda da paylaşarak gemilerin Kanal İstanbul’a yönlendirilmesi konusunda yapılacak çalışmalarla birlikte yeni bir iç tüzüğün de oluşturulabileceğini aktaran Muhammet Kaynar, yeni yapılacak tüzükte ele alınabilecek ayrıntıları da sıraladı.


“YENİ BİR İÇ TÜZÜK OLUŞTURULABİLİR”


* Yapılacak tüzükte, boğaz trafiğindeki riskler göz önüne alınarak seyir güvenliği için trafik düzeni güncellenebilecektir.


İstanbul Boğazı için diğer bir konu ise Boğaz ve çevresinin çevre kirliliğine karşı korunmasıdır. Montrö Boğazlar Sözleşmesi ile Türkiye’nin sadece Boğazlardan geçiş ve ulaşım açısından yetkileri sınırlandırıldığından çevresel konularla ilgili Sözleşmenin özüne dokunmaksızın düzenleme yapabilecektir. Deniz çevresinin korunması ile ilgili Türkiye taraf olduğu uluslararası sözleşmelerden doğan yetkilerini kullanmalıdır. Bu yetkilerin kullanılması Montrö Boğazlar Sözleşmesi’ne aykırılık teşkil etmeyecektir.


* Deniz kirliliği ve denizde meydana gelen kazaları önlemek amacıyla Boğazlarda oluşacak yoğunluğun azaltılması için düzenleme yapılması Boğazları kullanacak gemilerin bekleme sürelerini uzatacaktır. Uzun bekleme süresi Boğazları kullanan gemilerin kar-zarar analizi yaparak bekleyerek zararını arttırmak istememeleri sebebiyle yeni yapılacak Kanal İstanbul’u kullanmaya itecektir.


“MONTRÖ BOĞAZLAR SÖZLEŞMESİ’NDEN KAYNAKLANAN SORUMLULUĞU DEĞİŞTİRMEZ”


Türkiye’nin yasama, yürütme ve yargı yetkilerinin tam ve mutlak olduğu egemenlik alanında, Kanal İstanbul’un inşa edilmesi ve faaliyete geçmesi, İstanbul Boğazı’nın hukuki yükünü ve Türkiye’nin uluslararası hukuktan ve Montrö Boğazlar Sözleşmesi’nden kaynaklanan sorumluluğunu değiştirmeyeceğini söyleyen AK Partili Hukuk Komisyonu Başkanı Muhammet Kaynar, “Boğazlardan farklı olarak, deniz ulaştırması amacıyla kullanılan ve kıyıdaş devletin egemenliği altında bulunan kanallardan geçiş, aksine bir uluslararası düzenleme yoksa egemen devletin ulusal hukukuna göre yapılabilmektedir. Kanal İstanbul geçişlerinin Türk ulusal hukukuna göre düzenleneceği konusunda bir tereddüt yoktur. Montrö Boğazlar Sözleşmesinde, boğaz devleti olarak Türkiye’nin yetkileri esas, yetki kısıtlamaları ise istisnai niteliktedir. Türkiye, Montrö Boğazlar Sözleşmesi’nin lafzına ve ruhuna zarar vermeden egemen devlet olarak Kanal İstanbul geçişlerini dilediği gibi düzenleyebilir.” diyerek konuşmasını tamamladı.


 


 


 

Haber Editörü : Tüm Yazıları